İşte bu hissi, kendilerine Greta Van Fleet adını veren bir grup deneyimli müzisyenin yeni albümünü dinlediğimde yaşamıştım. Greta Van Fleet, Michigan'ın küçük kasabalarından çıkıp dünya sahnelerine uzanan, rock ve blues köklerinden beslenen genç bir grup. Müziklerinde rock'n roll'un epik rifflerini, blues'un ruhunu ve hard rock'ın enerjisini bir araya getirerek dinleyicilerine müthiş bir retro-modern ses sunuyorlar. Elbette örnek verdiğim gruplar gibi olamayacaklar ancak bu gençler dinlenilmeyi gerçekten hakediyorlar.
Önce The Beatles, sonra Guns N' Roses ve şimdi de Greta Van Fleet!
Scars in my heart oldum.
![]() |
| Madeleine Liljestam Sweeden Rock Fest 2022 |
Önceki gün Dream-Quest için bir kaç şeye bakarken Japon multimedya şirketi olan Thoei tarafından 2007'de yayınlanan bir kil animasyon filmine dair referanslara rastlayıp güzel bir nostaljiye sahip oldum. Ryo Shinagawa tarafından yazılan ve yönetilen film, Lovecraft'ın üç öyküsünü gayette şık şekilde uyarladığını gördüğümde mutlu oldum. Bugünlerde çok mutlu oluyorum, sonuca nasıl yansıyacak merak ediyore. Özellikle Festival uyarlamasını beğendim, zaten o öyküye fazla derecede düşkünüm. İlgilisi olanlar varsa şuradan bakabilir. Dream-Quest
Ve insanoğlu kapı kollarını keşfetti.
![]() |
Ne gündü ama!? Yoğunlukla beslenen matematiğin yanlış terimi gibi. Eleftheria Arvanitaki'nin şarkıcikis uyarlaması olan Dynata şarkısının başındaki elemanın sesi ve efektlerinin seni adeta prizmatik bir kültüre davet etmesi kadar eşsizdi, abartmıyorum. Mayıs'ın ikinci haftası bolca daldan dala zıplayacağım. Atina-Sofia-Belgrad ekseninden TR'ye döneceğim, bolca iş notları olacak. Works pure hustle mode on point! falan işte, iş gezilerinin mucidine kocaman alkış.
Bu görseli Pinterest'de gördüm, çok şık ahah. Ben bazen kapı kollarını elimle tutamıyorum ya. Bu durum normal mi, bilmiyorum ancak benim küçük bir hijyen takıntısı diyebiliriz belki. Psikologlar göreve ehe. Ofis ve ev hariç dışarıda nerede olursam olayım dirsekle. Tabii onlara kirlisin, sen temizsin ibaresi eklemiyorum. YK üyeleri bugün öğlen yemeğine davet etti. Gittiğimiz yerde lavaboya girip ellerimi yıkayayım derken kapı kolunu dirseğimle açtım kapattım. Evet bu benim için normal bir durum ahah ancak masaya geri döndüğümde YK üyelerinden çok sevdiğim biri dirsek ninja olmuşsun falan dedi.Her nesnenin bir enerjisi ve atom parçacıklarının olduğunu varsayarsak bu gayette olası. Dün biraz gözlerim ağrımıştı. Gözlerimi kapatıp parmaklarımla göz kapaklarıma masaj yaptığımda çıkan sesleri küçük bir yavru aslan seslerine benzettim. Çocukken annemin beni bolca kandırdığı, kardeşimin de oha ciddi mi der gibi baktığı, gözlerinizi kapattığınızda atom parçacıklarını görebilirsiniz cümleli anı hiç unutmuyorum. Bizimki Uluslararası Halkla İlişkiler içerikliydi ancak fizik teorisi de ilgi alanıydı. Şimdilerde 65 yaşlarında, kendini botanik tasarıma verdi, bahçenin daha güzel olması için uğraş veriyor, arkadaşlarıyla tiyatro-sergilere gidiyor bir yandan da şarap gurmeliği. Parlak mavi gözleriyle bu yaşlarında bile çok güzel görünüyor.
Muhtemelen yapıyorsunuzdur da, ancak küçük bir önerim kapı kollarını dirseklerinizle açıp kapatınız. Çoğalalım azıcık. Toplumun kapıları elle açmak normal diye betimlediği normlarda biz anormal olalım.
Angrboda
![]() |
| Angrboda Artwork (Copyright, Katsiaryna Budzko) |
''Demir Ormanı’nda adın fısıltı Angrboda, Loki'nin gölgesinde büyür kaderin düğümü. Fenrir'in ulusu, Jörmungandr'ın deniz halkası, Hel'in sessiz tahtında başlar kıyametin çağrısı.''
Angrboda, tanrıların üç çocuğuna da neler yaptıklarını çok iyi biliyor. Tanrılar, Fenrir'i dağlık bir kayaya zincirlediler, Jörmungandr'ı Midgard'ın dev deniz suyuna attılar, Hel'i yarı ölümlü yapıp yeraltına Helheim'e gönderdiler. Bu hırçın ve cesaretli anne çocuklarıyla birlikte buluşacak ve Ragnarök'te Asgard'ın tanrılarına karşı savaşacaktır. Fenrir zincirlerini kırıp Odin'i yutacak, Jörmungandr denizlerden yükselip Thor'la yüzleşecek, Hel ise ölüler diyarından ordularını çağırarak tüm diyarın sonunu getirecek.
Angrboda'yı gerçekten çok sevebilirsiniz. Şimdi o güzel soru geliyor aklıma benim. Angrboda'nın yerinde siz olsaydınız ve çocuklarınıza böyle davranılsaydı siz ne yapardınız? Bu içerikteki bir sonraki post'da Fenrir'den bahseyim de kendime geleyim.
Loki: Angrboda'nın eşi, entrika üstadı
Fenrir: Angrboda ve Loki'nin erkek çocuğu
Jörmungandr: Angrboda ve Loki'nin erkek çocuğu
Hel: Angrboda ve Loki'nin kız çocuğu
Thor: Odin'in oğlu
Midgard: İnsanların diyarı
Asgard: Tanrıların diyarı
Jotunheim: Devlerin diyarı
Ragnarök: Kıyamet
A Knight of the Seven Kingdoms izlemeyen kalmasın.
Öğlene doğru ekibime yeni bir mezun genç arkadaşımız katıldı. Çok marjinal. İş görüşmesinde kurmuş olduğu cümleler ile evet bu demiştim, tıpkı benim gençliğim ehe. Bir iş yerinde frekanslar uyuyorsa çözüm orada bolca miktar olacaktır. 1 ay sonraki yurtdışından gelecek olan iş ortaklarımızla ilgilen diyeceğim, salacağım onu. Hata yapsa da yapmasa da o artık bende, öyle güzel yetiştireceğim ki ben yaşlanıp buradan ayrıldığımda benim hakkımda güzel şeyler düşünsün istiyorum.
Eve uğramadan markete ilerledim. Kasa sırasında ürünleri poşete yerleştirme hızımla kendime saygım arttı. Kasiyerle aramızda görünmez bir rekabet vardı ve kazanan bendim. Bir de kondom almaya çalışan iki tane genç vardı, ancak nasıl tatlılar bir görseniz. Seçmeye çalışırken sessiz şekilde kahkaha atıyorlar, sağa sola bakıyorlar, onların o halini görünce mutlu oldum. Anlaşılan akşama hardkor taym var ahah. Siz çok yaşayın emi.
Wasteros evrenine ışınlanmaya var mısınız? Şurada bahsettiğim A Knight of the Seven Kingdoms dizisine değinmem gerek. Bu dizinin Game of Thrones ile karşılaştırılmaması gerekir, zira Wasteros evreninde 90 sene öncesini anlatıyor. 4 bölüm izledim, son iki bölüm kaldı ancak bitmemesini de istiyorum, sanırım biraz uzun tutacağım başarabilirsem. Önceki post'da Ece Gamze 5. bölümü için çok merak uyandırıcı bir yorum yapmıştı, fazla merak ediyorum ancak kendimi durduruyorum ehe. George R. R. Martin'in, Tales of Dunk and Egg kitap serisinden faydalanılmış. Bu kitapları okumadım ancak merak ettim. Dizide ki Egg'in Targaryen ailesinden çıkmasına şaşırdım, çocuk gerçekten çok iyi oynuyor. Ser Duncan'ın ilk bölümündeki şapşal halinden eser yok, eleman bir anda şövalye gibi davranmaya başladı. Ser Lyonel çok piç bir tip ya ahaha, diziye çok uygun bir tipleme. Tek eleştirdiğim konu ise, dizideki olmaması gereken yerlerde absürt bir mizahı seçmeleri olmuş. Dizinin soundtrack'i her çaldığında bana Game of thrones'u hatırlatıyor. Fandom wiki'ye baktığımda dizi için ikinci ve üçüncü sezonlarını da eklemişler.
A Knight of the Seven Kingdoms: Season 1 Soundtrack
İlgili içerikler





