Kokulu tuvalet kağıdı.

İşler yoğun, ben yoğun, imzalanması gereken dokümanlar yoğun, hava da yoğun. Tüm bu yoğunluğun arasında ekibime katılacak yeni bir arkadaş için bir kaç iş görüşmesine katıldım. Hepsine aynı soruyu sordum ancak hiç birinden kreatif bir yanıt alamadım. Şu kış sezonu artık bitsin, sabah yatağımdan kalkmak istemiyorum resmen. Sevgili Roza'nın önerdiği Sylvia Plath'ın Sırça Fanus'unu okumaya başladım, fazlaca duygu yoğunluğu, bakalım bu tür kitap ben de nasıl bir ruh hali bırakacak. 

Bir kaç gündür Philip Jose Farmer'ın Evrenlerin Yaratıcısı kitabında aldığım notları okudum, güzel oldu. Philip amca Katmanlar Dünyası diye anılacak koca bir fantastik serinin kapısını açacağını tahmin etmiyordu muhtemelen. Burroughs'un Barsoom maceralarını hatırladım. 20. yüzyıldan sıradan bir adam, mistik bir şekilde başka bir diyara ışınlanıyor ve bir bakmışsın yeni Dünya'sında hem inanılmaz güçlü ve zeki hem de egzotik hanımefendiler tarafından fazlasıyla ilgi görüyor. Türkçesi var mı bilmiyorum ancak bir bakın derim, çok güzel bir kitaptır.

Bugün eve dönmeden önce arkadaşımla kahve içtik sonra da beraber alışveriş yapalım dedik. O evli olduğu için alacağı şeyler fazlacaydı. Benimse bir kaç ürün ve bir de o çok sevdiğim kokulu tuvalet kağıdım. Her daim alt raflarda bulunan ürün bu kez sanki Everest'e çıkmış, en üst rafa bırakılmış. Her zaman aynı markete gittiğim için çalışanları tanırım, onlarda beni. Esprisine ''ben almayayım diye mi koydunuz en üst rafa'' diye sordum ehe. Olur mu abi öyle şey falan. Neyse, arkadaş market basamağını bulmaya gitti, 10 dk boyunca raftaki tuvalet kağıdına bakıp arkadaşımla goygoy yaptık. Kokulu tuvalet kağıdı olmadan lavabonun ve banyonun eksik kaldığını hissediyorum. Kokulu tuvalet kağıtsız asla ahah. Kasada bunun tekrar goygoyunu yaptık, kasiyer çalışanda yabancı kalmadı konuya. ''Abi sizin tuvalet kağıdı sizi zirveye çıkarmış'' dedi, çok hoşuma gitti bu cümlesi.

Andromeda'yı unutmayalım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder