4-8 Mayıs, Atina.

05/2026

Buraya geleli 5 gün oldu, her şey gayet güzel ilerledi. Vasiliki, Evanthia Hanım ve Nikolaos Bey beni çok iyi karşıladılar. Önceki gelişimde Kallisti Hanım da vardı ancak o iş yerinden ayrılmış. Toplantı gayette şıktı. ARGE entegrasyonları konusunda gerçekten iyiler, KPI'larda da oldukça başarılılar, fakat defalarca gösterdiğim networking tarafında henüz tam anlamıyla hemfikir olamıyoruz. Son ihracatımızı trend takibine göre gerçekleştirmiştik ve bundan fazlaca memnun kalmışlar. Önceki akşam Vasilikicik beni Kolonaki'de bir sergiye götürdü, gözlüklerimizi değiş tokuş yaptıktan sonra da akşam yemeği ısmarladı. Popüler kültürden tamamen uzak, entelektüel insancıkların bulunduğu, iki katlı ve oldukça renksiz-renkli bir yerdi. Üst katı tamamen modern, alt katı ise eskiz bir harabe görünümünde sokak hissi veren bir yerdi. Benim çok hoşuma gitti.

Buraya geldiğimde Bierkiller'a gitmek istedim ancak kapanmış, yerine başka bir yer açılmış. Bierkiller'a yazık oldu. Buraya her gelişimde mutlaka uğrardım, kendimi de oldukça rahat hissederdim. Olsun, alternatifim fazla. İstikameti 42 yaptım. Burası da gayet güzel bir yer. TR'den geldiğimi söyleyince çalışan hanım arkadaş çok yakın ilgi gösterdi, yeni başlamış işe. Dün Ermou'da gezinirken aşağıdaki görüntülere denk geldim, gerçekten çok güzel düşünülmüş. Rahatça görülsün diye o kırmızı mistik havayı uygulamayacağım.

Bloglarınızı okuyamadım ihtiyarlar, şu work trip zımbırtısı bittiğinde bakacağım hepinize canlarım. Yarın son günüm Atina'da. Ermou'da bir sanat atölyesi görmüştüm, buradan ayrılmadan önce belki oraya gidebilirim. Sonrası da Sofia. Alta hoşunuza gidecek bir sürpriz bıraktım. Baklavakis, cacikis'in yanına şarkıcikis'de eklenir. Neyse ben küvete su doldurup votkamı yudumlayarak keyif yapacağım sonra da spa'ya inerim. Ta leme argotera.

Lambada: Tropikal bir neşe kültürü olabilir mi?

Ben doğduktan 3 sene sonra tüm Dünya'yı kasıp kavuran Kaoma'nın Lambada şarkısı tropikal ritimleri ve neşeli dans sahneleriyle annelerimiz-babalarımızın zihinlerine kazınmıştı. Kaoma'nın bu latin eserinin altında kaybedilen bir aşkın hüznü anlatılmış olsa da bu kontrast latin kültüründe dansın acıyı ve mutluluğu ifade etme gücünü göstermişe benziyor.

Her ne kadar Lambada tropikal renkler ve neşeli danslarla hatırlansa da, şarkının sözlerinde kaybedilen bir aşkın hüznü gizli. Chorando se foi (ağlayarak gitti) kelimesi yaşanmış bir aşkın kalıcı izlerini hatırlatsa da duygusallığı klibin içindeki dans ile çok da güzel entegre edip eğlenceli hüznün nasıl olması gerektiğini çok da güzel anlatmış. Bakın bu beni tiye alan bir kedinin Shakespeare okumasını düşünmek gibi absürt bir şey değil. Elemanlar bildiğin hüznü neşeye dönüştürmüşler.

Pekiği Kaoma bu şarkıyı kaydederken, bir gün tüm dünyada milyonlarca insanın aynı ritimde dans edeceğini hayal etmiş miydi? Lambada'nın kısa sürede küresel bir popülerliğe dönüşmesi, Latin kültürünün evrensel bir dil olan dans aracılığıyla sınırları aşabileceğini fazlaca kanıtlamış görünüyor. Bugün bile bu harika şarkı bu tarz dinlemeyen bir çok kişinin ara ara dinlediği şarkı haline gelmiş durumda. (şekil a ben.) 

Lambada, bir şarkıdan öte kültür haline geldi diyebiliriz. Bugün halen daha dinlendiğinde tropikal neşeyi ve gizli hüznü aynı anda hissettirebiliyor.

Suzie ve Ginger: 90'larımın en güzel örneği.

90'ların Image Comics'inde kadın imajı üzerine sosyolojik bir çalışma yapılmasını ilginç buluyordum. Keza aynı şekilde gündelik mizahın içinde otoriteye karşı küçük başkaldırıların işlendiği bu eski çizgi romanlarda da benzer bir gözlem gayette yapılabilir. Ancak beni ilgilendiren kısım bu sahnelerde karakterlerin mizah üzerinden bolca yeniden kuruluyor olmasıydı. 

Suzie ve Ginger'i bilir misiniz? Ya da çizgi romanlar okur muydunuz? Lise-Üniversite dönemlerimde reprint olarak tekrar basılan o kadar çok çizgi roman okudum ki, sayısını hatırlayamıyorum, hemen hemen hepsi ingilizceydi. Şu günlerde tekrar okumaya başladım. Suzie'nin hikayesi patrona karşı yapılan ufak bir sabotaj gibi okunabilir. Slapstick mizahı iş yerindeki hiyerarşinin ters yüz edilmesini bana öğreten en güzel örneklerden biriydi. Panel geçişleri hızlı, mizah doğrudan, karakterler ise daha canlı ve gündelik görünüyor. Kahramanımız Ginger'ın macerasında ise aile içi otoriteyle çatışma öne çıkıyor. Bu çatışmayı kim ister ki? Amcasının istemeden bir kurban haline gelmesi kuşaklar arası yanlış anlaşılmaların mizahi bir yansıması da olabiliyor. 

Ek bir not olarak bu iki hikayede mizahın işlevinin sadece güldürmek olduğunu düşünürseniz yanılırsınız. Çizgi roman yazarlarının zihinlerini lise çağında yakalayabilmem benim en büyük artımdı, ingilizce olması da çeşitlilik açısından fazlaca cazipti. Her halükarda bu şiddetle savunacağım bir düşünce olmasa da Suzie ve Ginger slapstick mizahın en güzel örneğidir bende.

Bir çoğunu dijital olarak satın alıp okurdum ancak bir çoğu da ücretsiz arşiv niteliğinde sunuluyor. Bugün halen daha o sitelerin aktif olmaları harika bir şey! İlgilisi varsa şu sitelere bakabilir; digitalcomicmuseum.com | comicbookplus.com

Boney M. - Rasputin

Can pazarı

Senelerdir gelecek çocuklarımızdır derken onları koruyacak mekanizmalar kurmayı ihmal etmişliğin hikayesini neye sığdırabilirsin sen ya? Ne ile bağdaştırabilirsin sen bunun izahını? Ülke genelinin ortalama mezuniyet düzeyi ilkokul olan bir ülkede eğitimden nasıl söz edebilirsin? Çocuk çocuk. Bir çocuk! Annesi, babası ile mutlu olacağı seneler, geleceği, hayalleri, hatıraları. Çocuk ya! 

Çocuklarımız ve öğretmenlerimiz daha huzurlu, daha mutlu hissedeceği ''OKUL'' gibi bir yerde hayatlarını kaybediyorsa ne eğitimi amına koyayım ya?

Yazık! 

Önce The Beatles, sonra Guns N' Roses ve şimdi de Greta Van Fleet!

Gençliğinizde veya yirmili yaşlarınızın başında, diğer tüm arkadaşlarınızdan önce yeni bir grup keşfettiğiniz o duyguyu hatırlıyor musunuz? Rock'n roll'u pop kültürün merkezine taşıyan The Beatles ilk kez dinlemenin heyecanını hatırlar mısınız? Ya da dinlediyseniz daha sonraki kuşaklardan olan sokak ruhunu ve enerjiyi yeniden sahneye getiren Guns N' Roses'ı ilk kez dinlemenin heyecanını bilir misiniz?


İşte bu hissi, kendilerine Greta Van Fleet adını veren bir grup deneyimli müzisyenin yeni albümünü dinlediğimde yaşamıştım. Greta Van Fleet, Michigan'ın küçük kasabalarından çıkıp dünya sahnelerine uzanan, rock ve blues köklerinden beslenen genç bir grup. Müziklerinde rock'n roll'un epik rifflerini, blues'un ruhunu ve hard rock'ın enerjisini bir araya getirerek dinleyicilerine müthiş bir retro-modern ses sunuyorlar. Elbette örnek verdiğim gruplar gibi olamayacaklar ancak bu gençler dinlenilmeyi gerçekten hakediyorlar.

Kategorideki diğer içerikler:

Scars in my heart oldum.

  Madeleine Liljestam
Sweeden Rock Fest 2022

Bugün deli gibi Madeleine Liljestam - Scars in my heart dinledim, neden bilmiyorum. Bu ablamız opera sahibi olsaydı sabah akşam orada yatar kalkardım büyük ihtimalle. Memeler aşkına! Neeiy!? Memeleri fırlayacak gibi. Ara sıra da zıpırlık yapıp o egzotik saçlarına dokunmak isterdim. Dürüst olacağım ben bu kadına platonik olmaya gidebilirim. Bu nasıl bir ses tonu? Konserlerde ki screamlarını bir görseniz! Pagan gözlü yarim benim, de yavrum o kostümünde ki şıkıdık şıkıdık şeyler ne ya?

Önceki gün Dream-Quest için bir kaç şeye bakarken Japon multimedya şirketi olan Thoei tarafından 2007'de yayınlanan bir kil animasyon filmine dair referanslara rastlayıp güzel bir nostaljiye sahip oldum. Ryo Shinagawa tarafından yazılan ve yönetilen film, Lovecraft'ın üç öyküsünü gayette şık şekilde uyarladığını gördüğümde mutlu oldum. Bugünlerde çok mutlu oluyorum, sonuca nasıl yansıyacak merak ediyore. Özellikle Festival uyarlamasını beğendim, zaten o öyküye fazla derecede düşkünüm. İlgilisi olanlar varsa şuradan bakabilir. Dream-Quest

Uzun süredir devam eden Empire of the Petal Throne oyununda House of worms'un yaklaşık on buçuk yıl süren haftalık oyunlarının ardından sona erdiğini görmek kötü oldu. Yöneten Bey amcanın bugüne kadar en uzun soluklu oyunu olması güzel evet de bu haber benim hoşuma gitmedi. Ancak ben de kalıcı şekilde anılmasını sağladığı için de teşekkürler sevgili senarist. Sanırım çizgi roman anlarıma geri döneceğim.

Özlem'in Jörmungandr ile karşılaşmasını bilirsiniz. Bu karşılaşma sonrası Jörmun'un annesi Angrboda Özlem'i radarına almışa benziyor. Fenrir'in reaksiyonunu merak ediyorum. Helheim'de yaşayan kız kardeşi Hel ise uzaktan izliyor bu durumu. Eh tabii Özlem'in Jörmun ile karşılaştıktan sonra destek vari atraksiyonlarda bulunan kızlar ordusu da var, spoiler vermeyeceğim ancak bu durum çok ilginç yerlere gidecek gibi. 

Tabii o seneler üniversitede ilk senelerim lan.

Ve insanoğlu kapı kollarını keşfetti.

Kapı kollarının keşfi – farklı tasarımlar ve kültürel yorumlar

Ne gündü ama!? Yoğunlukla beslenen matematiğin yanlış terimi gibi. Eleftheria Arvanitaki'nin şarkıcikis uyarlaması olan Dynata şarkısının başındaki elemanın sesi ve efektlerinin seni adeta prizmatik bir kültüre davet etmesi kadar eşsizdi, abartmıyorum. Mayıs'ın ikinci haftası bolca daldan dala zıplayacağım. Atina-Sofia-Belgrad ekseninden TR'ye döneceğim, bolca iş notları olacak. Works pure hustle mode on point! falan işte, iş gezilerinin mucidine kocaman alkış. 

Bu görseli Pinterest'de gördüm, çok şık ahah. Ben bazen kapı kollarını elimle tutamıyorum ya. Bu durum normal mi, bilmiyorum ancak benim küçük bir hijyen takıntısı diyebiliriz belki. Psikologlar göreve ehe. Ofis ve ev hariç dışarıda nerede olursam olayım dirsekle. Tabii onlara kirlisin, sen temizsin ibaresi eklemiyorum. YK üyeleri bugün öğlen yemeğine davet etti. Gittiğimiz yerde lavaboya girip ellerimi yıkayayım derken kapı kolunu dirseğimle açtım kapattım. Evet bu benim için normal bir durum ahah ancak masaya geri döndüğümde YK üyelerinden çok sevdiğim biri dirsek ninja olmuşsun falan dedi. 

Her nesnenin bir enerjisi ve atom parçacıklarının olduğunu varsayarsak bu gayette olası. Dün biraz gözlerim ağrımıştı. Gözlerimi kapatıp parmaklarımla göz kapaklarıma masaj yaptığımda çıkan sesleri küçük bir yavru aslan seslerine benzettim. Çocukken annemin beni bolca kandırdığı, kardeşimin de oha ciddi mi der gibi baktığı, gözlerinizi kapattığınızda atom parçacıklarını görebilirsiniz cümleli anı hiç unutmuyorum. Bizimki Uluslararası Halkla İlişkiler içerikliydi ancak fizik teorisi de ilgi alanıydı. Şimdilerde 65 yaşlarında, kendini botanik tasarıma verdi, bahçenin daha güzel olması için uğraş veriyor, arkadaşlarıyla tiyatro-sergilere gidiyor bir yandan da şarap gurmeliği. Parlak mavi gözleriyle bu yaşlarında bile çok güzel görünüyor.

Muhtemelen yapıyorsunuzdur da, ancak küçük bir önerim kapı kollarını dirseklerinizle açıp kapatınız. Çoğalalım azıcık. Toplumun kapıları elle açmak normal diye betimlediği normlarda biz anormal olalım.

Bi akustik Bailamos yapmayalım mı ya?