Dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Dizi

Bu konu ile ilgili tüm postları burada görebilirsin genç, hatta kendini Asgard'da bile.

A Knight of the Seven Kingdoms 1. sezon incelemesi: Westeros’un en sıcak hikayesi

A Knight of the Seven Kingdoms 1. sezon incelemesi: Westeros’un en sıcak hikayesi
A Knight of the Seven Kingdoms
A Knight of the Seven Kingdoms'ı bildiniz mi? Westeros evreninden iki sene ayrı kaldıktan sonra, bu kez A Knight of the Seven Kingdoms ile tekrar bize merhaba diyen ve Westeros'u yaratan George R. R. Martin'e saygılarımı bırakıyorum. 

Game of Thrones'un 90 küsur sene öncesinde olan bu dizi eğlenceli ve kaçınılmaz aksiyonlar, bazen aşırıya kaçarak karakter şakalaşmaları ve müstehcen bir komediyi barındırıyor içinde. Herşeyden önemlisi kralların ve prenslerin hayatlarından daha gerçekci ve iki sevimli karakter tarafından yönetiliyor. Diziye başlamadan önce bolca ejderha göreceğimi sanmıştım, ancak böyle bir şey olmadı.

Farklı kıtalarda bolca miktar karakterlerle bizi eğlendirmek yerine dizi iki kişiye ve onların temas kurduğu kişilere odaklanıyor. George RR Martin amca ortaçağ kültürüne borcunu her zamankinden daha fazla vurgulamış gibi görünüyor ki bir ejderhadan ve bazı terminolojiden bahsedilmesi dışında. Wreck dizisinden tanıdığım Claffey, bir şövalye ama üzgün dev olan Sör Duncan'ı canlandıryor. İsmini hak ediyor çünkü herkesten daha uzun boylu. Ancak en sevdiğim özelliği ise dürüst, nazik ve cana yakın tavrı.

Dunk, senelerce Pennytree'li ve sürekli sarhoş olan Sör Arlan'ın yaveri olarak başladığı bu yolculukta, Arlan'ın ölümü sonrası tam teşekküllü bir şövalye olmak için uğraşıyor. Yolculuk sırasında Egg adında bir çocukla tanışıyor ve bu çocuk hizmetkar olmak için fazlaca eğitimli olmasına rağmen kısa sürede anlaşılıyor ki soylu bir aileden geliyor. Ancak Egg, Dunk'ı sevmişe benziyor ki onun yaveri olmak istiyor. Tales of Dunk and Egg kitabında Egg'in sonunda kral olacağı ilan edilmişken, bu kehaneti dizide duyuyoruz. Egg gerçekten çok iyi oynuyor. Kesin ve net şekilde bir üslubu var ve Dunk'a bazı kısımlarda resmen akıl veriyor. Bu gibi dialoglarda da diziye canlı zemin oluşturuyor. 

Ve tabii ki bir gün Storm's End lordu olacak olan Sör Lyonel Baratheon'da var. Turnuva öncesi kafasına dev boynuzlar takan Lyonel, fazlaca içiyor ancak kendini kaybetmiyor ve güzel şekilde dans ediyor. Ayrıca Dunk’a da ilgi duyuyor. Dunk'ın açık sözlülüğüne, dürüstlüğüne ve yemek sevgisi karşısında büyüleniyor ki Game of Thrones'da ki Robert Baratheon içkiyi, dansı ve kadınlara düşkündü. Lyonel'de öyle, ancak aralarındaki fark Lyonel'in marjinal bir tipleme olması. Zaten kafasına o dev boynuzları taktığı vakit bitmiştir benim için konu. Ve bu arada Lyonel'in Dunk'a olan ilgisine şaşırmamak gerekir, çünkü Dunk daha önce Westeros evreninde gördüğümüz figürlere benzemiyor. Dunk bir entrikacı değil, oldukça nazik ve kibar bir tipleme. Westeros dünyası ahlaki açıdan gri karakterleri ve usta manipülatörleriyle tanınır, Lyonel'de bu farkı görmüş. Ayrıca Bu dizi, üç dakika içinde Baelor'un neden harika bir kral olacağını, HotD'nin iki sezonunda Rhaenyra'nın iyi bir kraliçe olacağını söylemesinden daha iyi gösterdi.

A Knight of the Seven Kingdoms 1. sezon incelemesi: Westeros’un en sıcak hikayesi
A Knight of the Seven Kingdoms

Dizi kesinlikle yoksulları, dezavantajlıları konu alıyor. Onların çamurlu ve rahatsız edici hayatlarından kesitler sunuyor. Argo kelimeler diziye ekstra canlılık katıyor. Demir Taht etrafındaki güç mücadelesinden ziyade sıradan hayatlarla ilgili. Bence dizinin asıl başarısı son derece gerçekci görünen bir mekan yaratılmasında yatıyor ve bu mekanda yalnızca bazılarının güvenilir olduğu diğer karakterlerin ise kurnaz oldukları bolca vurgulanılıyor. Dizinin içindeki tüm savaşcıl mücadeleler tek bir mekan olan mızrak dövüşü turnuvası etrafında dönüyor. Sanırım sezonlar sonrası savaşlarda başlayacaktır. 5. bölümde o mızrak dövüşü bazılarınızın kaldıramayacağı bir mücadeleye ev sahipliği yapıyor. Bu ünlü 5. bölümde Dunk'ın masum bir kızı korumak için Aerion Targaryen'e saldırması sonrası Yedi kişilik bir duruşma yaşanıyor. Game of Thrones'un ünlü dövüş sahneleri kadar yoğun. 

Dizinin ikinci sezonunun çekimleri Kuzey İrlanda'da başlamış. Aslında bu durum HBO'nun Westeros'u yalnızca dijital ortamlara değil, gerçek manzaralara dayandırma geleneğini sürdürüyor. Burada HBO'a bir parentez açmak gerekir, kurgu konularında gerçekten son zamanlarda harika işler yapıyorlar. Önceki hafta V for Vendetta'nın dizi uyarlamasının da geleceği haberlerini almıştık ve onlar için kayda değer şekilde saygı bırakıyorum. 

Görsel kaynakları: IMDb

Beğendiğim soundtrackler;
 

V for Vendetta dizisi geliyor. Hazır olun!

Popüler kültürde maskelerden daha büyük hale gelenlere kocaman alkış yapalım. Eskiden distopyaları geleceğe dair mistik bir güç egzersizleri olarak izlerdim, bugünlerde bültenlerle aralarındaki farkı bulmaya çalışıyorum. Guy Fawkes'ın en başarılı örneği V, senelerdir bu adamın torunlarının hafızalarına sızdı. Görünüşe göre V kendi mitolojisini kurdu ve tekrar yüzeye çıktı.

Daha önce HBO ve Craig ikilisinin Baldur's Gate uyarlamasıyla beni heyecanlandırdığından bahsetmiştim. Kafan gövdenden daha büyük Lili'de birkaç kelam etmiştim. Şimdi ise sırada başka bir haber var gençler. İster geliyor gelmekte olan deyin, ister keyfim yerinde deyin, her ikiside olur. Çünkü V for Vendetta'nın dizisi geliyor. Yeni bir distopya temalı evrenin TV'lere taşınması her zaman ilgimi çekmiştir ancak V for Vendetta'nın ben de ayrı bir yeri var. Bu yüzden bu haber son zamanlarda duyduğum en keyifli gelişmelerden biri oldu.

İlgilenenler varsa bir bakabilir; V for Vendetta 

Sonra da beni şu klibin içine atabilirsiniz.

A Knight of the Seven Kingdoms izlemeyen kalmasın.


Sabah ofise yarım saat erken gittim. Amaç neydi? Dün Mehtap teyzeme yarın sabah çayı ben demlemek istiyorum dememdi. Fazlaca simit, poğaça da aldım, yanına da mini krem peynirler. Çayı güzel demlerim arkadaşlar lütfen. Ekibimle, Mehtap teyzemle güzel bir kahvaltı ettik. 

Öğlene doğru ekibime yeni bir mezun genç arkadaşımız katıldı. Çok marjinal. İş görüşmesinde kurmuş olduğu cümleler ile evet bu demiştim, tıpkı benim gençliğim ehe. Bir iş yerinde frekanslar uyuyorsa çözüm orada bolca miktar olacaktır. 1 ay sonraki yurtdışından gelecek olan iş ortaklarımızla ilgilen diyeceğim, salacağım onu. Hata yapsa da yapmasa da o artık bende, öyle güzel yetiştireceğim ki ben yaşlanıp buradan ayrıldığımda benim hakkımda güzel şeyler düşünsün istiyorum.

Eve uğramadan markete ilerledim. Kasa sırasında ürünleri poşete yerleştirme hızımla kendime saygım arttı. Kasiyerle aramızda görünmez bir rekabet vardı ve kazanan bendim. Bir de kondom almaya çalışan iki tane genç vardı, ancak nasıl tatlılar bir görseniz. Seçmeye çalışırken sessiz şekilde kahkaha atıyorlar, sağa sola bakıyorlar, onların o halini görünce mutlu oldum. Anlaşılan akşama hardkor taym var ahah. Siz çok yaşayın emi.

Wasteros evrenine ışınlanmaya var mısınız? Şurada bahsettiğim A Knight of the Seven Kingdoms dizisine değinmem gerek. Bu dizinin Game of Thrones ile karşılaştırılmaması gerekir, zira Wasteros evreninde 90 sene öncesini anlatıyor. 4 bölüm izledim,  son iki bölüm kaldı ancak bitmemesini de istiyorum, sanırım biraz uzun tutacağım başarabilirsem. Önceki post'da Ece Gamze 5. bölümü için çok merak uyandırıcı bir yorum yapmıştı, fazla merak ediyorum ancak kendimi durduruyorum ehe. George R. R. Martin'in, Tales of Dunk and Egg kitap serisinden faydalanılmış. Bu kitapları okumadım ancak merak ettim. Dizide ki Egg'in Targaryen ailesinden çıkmasına şaşırdım, çocuk gerçekten çok iyi oynuyor. Ser Duncan'ın ilk bölümündeki şapşal halinden eser yok, eleman bir anda şövalye gibi davranmaya başladı. Ser Lyonel çok piç bir tip ya ahaha, diziye çok uygun bir tipleme. Tek eleştirdiğim konu ise, dizideki olmaması gereken yerlerde absürt bir mizahı seçmeleri olmuş. Dizinin soundtrack'i her çaldığında bana Game of thrones'u hatırlatıyor. Fandom wiki'ye baktığımda dizi için ikinci ve üçüncü sezonlarını da eklemişler. 

A Knight of the Seven Kingdoms: Season 1 Soundtrack

İlgili içerikler

Çamaşır makinem çoraplarımı yiyor.

HBO gerçekten bu işi çok iyi biliyor. Kurgu departmanlarında çalışan insanlar çok iyi çıkarıyor. A Knight of the Seven Kingdoms dizisini izlemeye başladım. Game of Thrones'un öncesini anlatıyor. Westeros topraklarında bolca ejderha görebileceğim için mutluyum. Baldur's Gate dizisini de büyük bir heyecanla bekliyorum.

Metamorphosis Alpha kurcalamalarım devam ediyor, bayılıyorum şu işe. Tüm haftayı bu güzel oyunu kendi zihnimde farklı evrenlere dışkınya ederek yaydım. Tsathogghua'nın Grönland'ında gezinirken gördüğüm buzullara göz kırpmak, sonrasında Tsathogghua'a gizlice tapan üyeler Kültistlerle merhabalaşmak Metamorphosis Alpha ile içli dışlı olmak demektir. 

Bu arada sevgili arkadaşlar bir konuda sizden özür dileyeceğim. Blogumda ki kategorileri düzenleyeceğim için ''Okuma listenizi'' birazcık istila edeceğim çünkü her kategori güncellediğimde eskiden yayınladığım postların hepsi listenizde görünecek ve bu durum gerçekten kötü evet, afedersiniz.

Neyse gelelim konumuza. Bir ev efsanesine göre çamaşır makinesi tek çorapları yiyor olabilir. Ancak zihnimin küçük NASA köşesi bile bu gizemi çözmek için proje başlatmadı. Zihninin küçük NASA köşesi mi!? Oysaki ben ev normlarına uymayan her nesnenin sesine kulak verebilirim. Anlayamadığım şey her yıkamadan sonra çift bir çorabın bir tanesinin mutlaka kaybolması. Makinenin gizli bir mideye sahip olmadığını biliyorum tabii ancak bu güzel makine benim tatlımdı, son günlerde makinemin adına yamyam koydum.

Önceki gün makinenin içinden giysileri çıkarttığımda t-shirtümün içine girmiş olan bir çorap gördüm. Ondan önceki partta ise pantolonumun içine girmişti. Bu kaybolma olayı bana daha önce terliklerin tropik kaçışını hatırlattı tabii. Lütfen dikkat edin, aynı anda beş kitabı okurken bir yandan da spagettiyle ip cambazlığı yapmak gibi bir şey değil bu. Bu elbette orta çağ'da cep telefonu kullanmak gibi bir şey de değil ancak o şekilde görememiş olsaydım halen daha bu gizemle yaşamaya devam edecektim. Çorap arkadaşlarınıza sahip çıktığınız için teşekkürler t-shirt, teşekkürler pantolon. 

Tatlım oradan bi la camisa negra lütfen.

İlgili: