Blackmoor epikliği.

Isı kontrolü ya da armonik besleyicilerden beslendiğimiz şu günlerde yağmurlu soğuk günlerin dalgalarında kulaç açmaya başladık. Tatil sonrası ofisteki biriken her şey dağınık ancak sarkastik bir fanzin sayfası gibi gelmişti, ancak her tatilde bolca miktar biriken mailleri bitirdiğimde gökkuşağının güzel renklerini görebilmek daha güzel geldi.

Neyse ki Blackmoor diye bir şey var. Daha önce duydunuz mu? Bir haftadır içine girip çıkıyorum. Great Svenny ile birkaç maceraya bulaştım, Blue Rider olan Bill'i bir kaç kez uzaktan gördüm ancak Wizard of the Woods'a hiç bulaşmadım. Sonra Blackmoor Lordu olan Fant'ın topraklarından ilerleyip Mello'ya denk gelene kadar işlerin iyice karıştığını gördüm. Troll Bridge yakınlarında Mello'nun küçük Hobbit evine uğrayıp biraz soluklandım, tüm bu süreç içerisinde Fant karşıma ortaçağ şövalyelerini çıkartmadı. Gerçi çıkartsaydı da bir şey olmayacaktı, hayatı boyunca orklarla mücadele eden Great Svenny'i çağırabilirdim.  


Dave Arneson, oyun masasının kenarında oturup kurallardan biraz daha fazlasını düşünen adamlardan biriydi. Yüzüklerin Efendisi'ni eleştiren Gary Gygax'in tam aksine o bu seriden fazlaca beslendi. Onun katkılarından bazıları henüz ortada yazılmış bir kural yokken bile arkadaşlarıyla oturduğu oyun masalarında ortaya çıktı. Dave amcam Blackmoor'un masalarında oyunu yönetirken, ekstra olarak bir oyun daha neye dönüşebilir? diye sürekli kurcaladı. Revize etme kültürü! Seviyorum böyle zihinli insanları. Sonra o küçük masa, 1970'lerden itibaren gelişen mistik bir role playing kültürü haline geldi. Bu mistik dünyanın daha tuhaf kısımlarında Tsathogghua'ya da rastlamak mümkün tabii. Misal biraz zihin epikliği yaptım. Mello'nun Hobbit evinde soluklanırken, buzların altında yaşayan Tsathogghua hiç beklenmedik bir anda bahçeye çıkageldi. Elimdeki kozu kullanıp ona dans eden ışıkları gösterdim ve onu oradan defettim. Umarım uyuduğu yerde mutludur, Dave Arneson'a ithafen diyelim.