Aile ziyareti şeysi.

Haftasonu aileme sürpriz yaptım. Sıradan bir günün içine küçük bir mucize gizledim. Kapıyı açtıklarında yüzlerindeki şaşkınlık, çocukluğumdan beri özlediğim o sıcak kahkahalara dönüştü. Sürpriz, evrenin paketlenmiş kahkahasıdır arkadaşlar, net bilgi. Tabii bizimkilerin ayaklarının kenarlarından gözü ve kafası görünen gizli filozofumuz da kapıdaydı.

''Yahu geleceğini neden söylemedin? Sana en sevdiğin yemekleri yapardım!''
Akşam yemeği için Anneanne'mi almaya gittim. Bir tek o kaldı ailede büyüklerden. Daha önce hiç sevmediğim bir yiyeceğe, bu ziyaret sırasında istemeyerek de olsa ikinci bir şans verdim. İlk paella deneyimimde bolca bulunan, belki de bebek olan bütün kızarmış kalamarlarla neredeyse felaketle sonuçlanan bir karşılaşmanın ardından, kalamardan özenle uzak durdum. Ancak brokoli, pırasa ve biftekte olduğu gibi, bu yiyecek konusunda da fikrimi değiştirmek zorunda kalabilirim. Bir gün kalamar bana göz kırparsa bu noktada kaderim değişebilir. Anneannem artık 85 yaşlarında, şarap içemedik onunla. Dayılarım, eşleri ve çocukları da geldiler, güzel bir yemek keyfi oldu. Çocuklarla oynamayı, onları kandırmayı çok özlemişim. Bir tane ufak veledim var benim, o'na ''örümcek adam benim arkadaşım'' dedim. Demez olaydım, saatlerce bana örümcek adamla maceralarını anlatır mısın dayı dedi. Hepsine hediyelerini verirken gözlerindeki mutluluklarının içinde sörf yaptım. Bu arada annemin arkadaşı yurtdışından güzel bir şarap getirmiş, ambalajı kadar kendisi de fazla güzel. Şişe'yi direkt aşırdım tabii. 


Yarın oldu bir kaç arkadaşımla buluştuk, konuştuk, eskileri yad ettik. Umarım diğer arkadaşlarım bozulmazlar. Bir arkadaşım sabah kahvaltısına, diğer arkadaşım akşam yemeğine davet etti. Ulan hepsi evlendi, çoluk çocuğa karıştılar. Kimisi çocuğuna 'Alpirik amca de kızım diyor, diğeri Alpirik amca de oğlum diyor. Tıp ki bir arkeoloğun kazıda fosil yerine plastik bir şey bulması gibi durumlar yaşadım. Amca mıyım lan ben? ''Abi de kızım, abi de oğlum.'' Neyse çocuklar oyuncaklarını sevdiler o yeter. Gerçi çocuk çocuktur, ne alsan sevinir. 

Garajın yanındaki kilere adımlarımı attığımda işte benim küçük Dünya'm başlıyordu. Her geldiğimde özenle uğraşırım, temizlerim, düzeltirim. Küçüklükte okuduğum tüm kitaplar, defterlerim, hatıralar, bir kaç minik giysilerimle merhabalaştık. Her geldiğim de mutlaka bir şey bırakırım, bu sefer çok sevdiğim mini geyik kafasını koydum. Kardeşim buraya en son geldiğinde kendi alanını biraz eksiltmiş, benim alanıma da göz dikmiş ve bir kaç oyuncaklarımı aşırmış. 

İki gün boyunca annemin sevgisine maruz kalmak güzeldi. Bu yaşlarda da olsan bir anneye göre her daim çocuksun işte. Sanki İsveç ormanlarında yavru kurt ulumalarıyla yön bulan Fenrir gibi oldum. Tarçın ise nereye oturmak istediysem sanki gizli bir anlaşma yapmış gibi hep benden önce oraya yerleşmişti. Koltuğa, terastaki sandalyeye, sonra yine diğer sandalyeye. Hepsi onun krallığıydı sanki, bana kiracı muamelesi yaptı. Bakmayın siz bu kadar tatlı güzel göründüğüne. Yarın hırçın olup gitmemi bekleyecek bir filozof kedi haline bürünmesini bilmiyordum. En sonunda dayanamayıp hadi kalk diyerek yaklaşmaya çalıştım, ancak ani öfke patlamasını gösterdi bana. Evdeki düzenin agresif bir tiyatrosu, artistliğin kime ya?



Hiç anlayamadığım şekilde kedilerin ben de farklı bir boyutu var, karşıma çıkan siyah kedilerle çok iyi anlaşabiliyorum fakat diğerleri ile asla. Her gün beslediğim kedilerin içinde de var böyle bir tip. 

Bize gelsin.

7 yorum:

  1. Çok güzel bir aile ziyareti olmuş Alpirik :) Tarçın çok vahşiymiş ahahahah. Yavrucakları neden kandırıyorsun çok ayıp :))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzeldi :) Anneme öyle değil tabii, Babama da vahşi ataklar yapıyor, erkeklere karşı bir agresifliği var, feminist bir tip. Çocuklarla çok güzel anlaşıyorum Nergis ahah.

      Sil
  2. Bu sefer yazınıza başlarken müziği açtım ve aynı anda okudum. Sanki en sevdiğim diziden sıcacık bir sahne gibiydi. Ev hissi sanırım bu sıcaklığı veren. Bu his kelimelerinize bile işlemiş, okuyan beni de çepeçevre sardı. Çocukluğunuza dair eşyalar saklamanız, saklanması çok kıymetli ve tatlı. Böyle anlar insanı geçmişin sadece güzel yanlarını getiren bir atmosfer gibi sarıyor. Kötü anlar o kadar net çarpmıyor bana da, genelde tatlı, güzel şeyleri, sıcacık şeyleri hatırlayabiliyorum. Gerçi kötü anıların eşyaları da saklanmaz ki neyse :). Tarçın da çok hızlı, öfkeli ve şeker duruyor ahahahha.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorum çok şık, teşekkürler ;)
      Şarkıyı beğendiniz mi? Tarçıncık hızlı, öfkeli, agresif bir kedi türünden ahah. Çocukluk eşyaları güzeldir, insanda müthiş bir nostalji tadı bırakıyor. Zaten bizi biz yapan da çocukluğumuz.

      Sil
  3. Sürpriz, evrenin paketlenmiş kahkahasıdır arkadaşlar, net bilgi. Yayalım mı :)

    YanıtlaSil
  4. Garajın yanındaki kiler olayı çok güzelmiş. Nostaljik esintili bir yer olmuş orası artık. Yaşayan anılar müzesi gibi :) Tarçın bence çok haklı. Kendi hakimiyetini kurmuş artık o orada, "Sen hayırdır? " modunda takılmış işte 🤣

    YanıtlaSil