Çok sevdiğim Fransız bir atasözü vardır. Denir ki ''Çok şey kucaklayan, hiç birini iyi tutamaz.'' Oysaki ben ne çok şey kucakladım, ne de kucakladığımı tutmak istedim.
Kimse kaybedenleri sevmez, doğa sadece kazananları sever. Ancak ben kazanmayı sevmedim, gençken fazla güzeldim bilirsin. Kilolu insanlar artık Rimbaud gibi görünmüyorlar, zayıflar bir Meat Loaf değil. Ben ise yaşlanmaya aday bir adam, kanımda fazlaca votka var. Biraz şiddetli oluyorum, ancak asla kadınlara ya da çocuklara değil. Kalbimde tasolar var, halen daha postmodern iç monolog şeklinde bir ergenim.
Gece kalkıp gündüz uyuyan, hep genç ve aptal biri olmayı denemek ister miydim bilmiyorum, yüz yaşında bile kesin yaşlı ve deli olacağıma bahse girebilirim. Ancak bilmediğim bir şey var, yanında olanı göremeyecek kadar gençtim. Bazen başka diyarlara gitmeye çok yakınım, ancak Asgard'a hiç davet edilmedim. Yirmili yaşlarımda çenemdeki uzun örgülü sakallarım da yok artık. Ancak Newton'un yerçekimi teorisini dinlerken ellerimden balonları bolca miktar kaçırmışlığım var.
Labirentin sonunda başka bir galaksi yok, insanlara da tahammülüm yok, buna rağmen sosyal hayatta zorlanmak isterdim. Zaten bu insanlığa yeterince verdim, insanlığa orta parmak ile saygımı son kez sunabilirim. Bugün doğa benim yanımda, başım ağrıyor bu Dünya'dan, yüzeyden derine kadar, fazlaca misantropik elegi karışımı.
Hadi çav

Metnin bana "Zamanı Durdurmanın Yolları" Kitabının kahramanını anımsattı, ismini hatırlayamadım şimdi :) Zamansız bir ruhun günümüz dünyasında kendisini yabancı hissetmesi ve insanlara duyduğu mesafe hissini burada da net hissettim. Bence hepimiz için öyle zamanlar oluyor. Karanlık da estetik bir şekilde tarif edilebiliyor dedim yazını okuyunca, kalemine sağlık.
YanıtlaSilBir psikologundan gözünden Dünya, bakış açın etkiledi, fazlaca marjinal. Bu kitabı merak ettim, güzel miydi senin için? Bakacağım sanırım.
SilKitapta geçmiş zaman- şimdiki zaman geçişleri biraz fazla ve eğer bu tür zaman geçişlerini seven bir okur değilsen sıkılabilirsin, itiraf edeyim. Yine de akılda kalan anlamlı tarafları da var kitabın. Matt Haig okumadıysan tanışma kitabı olarak "Gece Yarısı Kütüphanesi"ni okuyabilirsin :)
SilMatt Haig hiç okumadım, az önce baktım da fantastik tür zihinliymiş. Gece Yarısı Kütüphanesi kitabını sipariş ettim, merak uyandırttın, gelir gelmez okuyacağım ;)
SilRakı balık vakti gelmiştir açılın.
YanıtlaSil:)))) çok tatlı yorum! kusura bakmayın maydonoz oldum ama.... insanın böyle dostları varsa bence dünya-baş ağrısı geçer gider....
SilHiçte olmadın C, İdil sever böyle şeyleri ;)
SilBayılırım ben bu durumlara Sade'Ce :))
SilDürüst bir yazı, en çok bunu sevdim. Normalde yazıların başında açmıyorum şarkıları. Aslında öylesi makbuldür ama ne bileyim... Okuduğum yazıyı etkilesin istemiyorum sanırım. Sadece yazıyı falan görmek istiyorum (bazen de dikkatim dağılmasın diye yazıyı okumayı bekliyorum). Oysa sizin yazılarınızda bunun tam tersini yapıyor ve müzikle yazıyı aynı anda bitiriyorum (tamam bu sefer parça uzundu bitmedi :). Neyse, Fransızca ne hoş dil değil mi? Çok severim. Hiçbir şey anlamasan da güzel gelen bir dil (anlasan daha güzeldir tabi de neyse anladınız :). Yaşamak da böyle sanırım. Bir şey anlayan pek yok. Belki de anlamadığını kabul etmek en güzel ve tatlı seçenektir. Zaten anlamak için doğmayız ki, anlar için veya anları yaşayarak ilerleriz. Bu oyunun tek kuralı bu, diğerleri isteğe bağlı duruyor. Önemli olan yaşlanmak değil, gelişmek. Büyümek ve daima, çocukluğun merakını, gençliğin isyanını, yetişkinliğin de sağlamlığını yanında taşımak (sanırım). Sonuncuyu edinmek biraz korkutucu görünüyor. Sizde üçü de varsa, oh mis. :)
YanıtlaSilBu arada şu söz (''Çok şey kucaklayan, hiç birini iyi tutamaz.'') bana ''Her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır'' ve türevi cümleleri anımsattı. Her şey hiçbir şeydir gibi. Kararsızlık. İnsanı belirsizlikte tutan bir şey, öte yandan belki pek çok şeyi tutmak kişiyi belli bir yere kadar genişletebilir (zenginleştirebilir) ancak öte yandan yorucu ve bir yerden sonra, özellikle de bu tutulan şeylerin kesişimleri azsa veya zamanla azalırsa, insanı gereksiz yorar... Bir şeyi seçmeli, istemeli ve tutmalıyız. Diğer şeyler de bonus. :) Neyse bu söz yazının başını okurken ilgimi çekmişti ama iş yorum bırakmaya gelince konu başka yere kaymış ondan geri döndüm bu yorumu yazmaya :) Çünkü bence de üstünde durmaya değer bir söz. Öte yandan bugünlerde ben de kararsızlık üstüne düşünmüştüm. Gerçi belki siz bu sözden tam olarak kararsızlığı anlamıyorsunuzdur. Fazla yük taşımak vs gibi anlamlara da gelebilir ama öte yandan bu da kararsızlık ürünüdür diye düşünüyorum.
YanıtlaSilBu iki sevimli yorumların için teşekkür ederim Cadı, yine döktürmüşsün ;)
SilBen o an ne ile ilgili post oluşturacaksam ona uygun bir şarkı seçiyorum, şarkıyı döngü yapıyorum post bitene kadar ehe.
Fransızca konusunda müthiş cümleler kurmuşsun, anlamasan bile kulağa farklı bir galaksiyi keşfetmek gibi geliyor. Ben seviyorum Fransızca dilini, bir kaç cümle kelime biliyorum da, gramer işlemiyor. Ve ayrıca çok estetik bir dil. Anlar için doğarız cümlen hoşuma gitti. Bu arada benzetmen de çok güzel. Bu tür ifadeler her daim aynı kökten besleniyor gibi, senin kurduğun bağ çok güçlü. Seçmek, istemek ve tutmak bakış açın çok yönlü.
Demek sen de sakalını örenlerdendin :) Orta yaşlara yaklaşma krizleri midir nedir, ben de benzer hissediyorum. Tahammülüm azaldı dünyaya da insanlara da. Arada böyle düşüşler normaldir. Aptal ve genç kalmak istemezdin inan, sancılı da olsa geldiğin yer çok kıymetli.
YanıtlaSilOrta yaşa yaklaşırken hissettiğin şeyleri çok iyi anlıyorum. Tahammülün azalması, dünyaya ve insanlara karşı mesafe koyma isteği birer dans ediyor şu anda zihnimde ehe. Yaşlanmak bir kriz değil, bir başka katman olabiliyor. Belki de ben de mecazi anlamda morgdaki insanların nefeslerini soluyorumdur ara ara ;)
SilOkurken insanın içinden bir kadeh de kendi için doldurmak, karşılıklı susup sadece bu metnin sesini dinlemek geliyor. O kucakladığın ama tutmak istemediğin ne varsa; aslında seni kazananlar dünyasının o sahte parıltısından, o hırslı kalabalığından kurtarmış. İyi ki de öyle olmuş; çünkü o iyi tutulamayanlar sayesinde bugün bu kadar gerçeksin😊
YanıtlaSilYanındakini göremeyecek kadar genç olmak hepimizin ortak günahı belki, ama Newton yerçekimini buldu diye o kaçan balonların peşinden bakmayı bırakacak değiliz ya? Asgard bizi davet etmesin, labirentin sonunda galaksi olmasın. Senin o kalbindeki tasolar ve susturmadığın postmodern ruhun, dışarıdaki tüm yetişkin dünyasından çok daha sahici.
Dünya bazen gerçekten çok gürültülü ve bu baş ağrısı, aslında hala hissettiğinin, hala buralarda olduğunun bir kanıtı. Ruhun hep böyle hırçın, balonların hep gökyüzünde kalsın😊
Yine çok tatlı hisler etkisi yaratan çok güzel bir yazı yazmışsın, çok sevdim. Gece okumuştum ama düşüncelerimi toparlayamadım ve yazamadım o anda. Birkaç kere daha okuyunca daha net yazabildim😊
Alpirik hep yaz, çok tatlı yazıyorsun. Böyle yazılarda hissettigim o farklı hisleri senin yazılarını okurken yaşıyorum. Şu an anlatamamış olabilirim🙃😊
Balonlar gökyüzünde daha güzel Alpirik 😊🎈
Yorumunu okurken içim ısındı resmen Cherry! :)
SilBir kadeh doldurup susmak frekansını çok iyi yakalamışsın bu arada. Gürültünün içinde halen daha hissedebilmek ya da zihin karmaşasını sürrealist hale sokmak istedim, ara ara da zihin epikliği ehe.
Aslında o balonların içinde atom parçacıkları dans ediyordu Cherry ;) ben onları balonun içinde birbirleri ile burlesque dans şeysini ettirdim. Yazılarda hissetmene bayıldım bu arada, formundasın hanımefendim. Bu güzel sempatik yorumun için çok teşekkür ederim ehe.
Bu dünyadan başı ağrımayan yoktur herhalde. İnsanlar diyorum Olric insanlar, başımı ağrıtıyorlar.
YanıtlaSilOlric'e girersek zaten psikolojimiz bozulabilir.
SilYazıyı okurken yaşadım sanırıım bu anları. Biraz melankolik havası var Çok doğru biliyor musun Alpirik? Doğa çürüyen yapraklarıda seviyor insan bu yaşlarda doğaya daha çok ait hissediyor kendini. Yazıya konu olan Cümleler çok güzel, orta parmak ironisi harika. Şarkı da çok güzel oturmuş bu şarkıyı çok sevdim.
YanıtlaSilMelankoliğin eğlencesi ehe. İnsan yaşlanınca doğaya ihtiyaç duyduğunu görüyoruz her defasında. Oysaki doğa her daim her yaşta.
Silİnsanlara artık benim de hiç tahammülüm yok 😬
YanıtlaSil