Başım ağrıyor bu Dünya'dan.


Hieronymus Bosch, 1510

Çok sevdiğim Fransız bir atasözü vardır. Denir ki ''Çok şey kucaklayan, hiç birini iyi tutamaz.'' Oysaki ben ne çok şey kucakladım, ne de kucakladığımı tutmak istedim.

Kimse kaybedenleri sevmez, doğa sadece kazananları sever. Ancak ben kazanmayı sevmedim, gençken fazla güzeldim bilirsin. Kilolu insanlar artık Rimbaud gibi görünmüyorlar, zayıflar bir Meat Loaf değil. Ben ise yaşlanmaya aday bir adam, kanımda fazlaca votka var. Biraz şiddetli oluyorum, ancak asla kadınlara ya da çocuklara değil. Kalbimde tasolar var, halen daha postmodern iç monolog şeklinde bir ergenim.

Gece kalkıp gündüz uyuyan, hep genç ve aptal biri olmayı denemek ister miydim bilmiyorum, yüz yaşında bile kesin yaşlı ve deli olacağıma bahse girebilirim. Ancak bilmediğim bir şey var, yanında olanı göremeyecek kadar gençtim. Bazen başka diyarlara gitmeye çok yakınım, ancak Asgard'a hiç davet edilmedim. Yirmili yaşlarımda çenemdeki uzun örgülü sakallarım da yok artık. Ancak Newton'un yerçekimi teorisini dinlerken ellerimden balonları bolca miktar kaçırmışlığım var.

Labirentin sonunda başka bir galaksi yok, insanlara da tahammülüm yok, buna rağmen sosyal hayatta zorlanmak isterdim. Zaten bu insanlığa yeterince verdim, insanlığa orta parmak ile saygımı son kez sunabilirim. Bugün doğa benim yanımda, başım ağrıyor bu Dünya'dan, yüzeyden derine kadar, fazlaca misantropik elegi karışımı.

Hadi çav

6 yorum:

  1. Metnin bana "Zamanı Durdurmanın Yolları" Kitabının kahramanını anımsattı, ismini hatırlayamadım şimdi :) Zamansız bir ruhun günümüz dünyasında kendisini yabancı hissetmesi ve insanlara duyduğu mesafe hissini burada da net hissettim. Bence hepimiz için öyle zamanlar oluyor. Karanlık da estetik bir şekilde tarif edilebiliyor dedim yazını okuyunca, kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir psikologundan gözünden Dünya, bakış açın etkiledi, fazlaca marjinal. Bu kitabı merak ettim, güzel miydi senin için? Bakacağım sanırım.

      Sil
    2. Kitapta geçmiş zaman- şimdiki zaman geçişleri biraz fazla ve eğer bu tür zaman geçişlerini seven bir okur değilsen sıkılabilirsin, itiraf edeyim. Yine de akılda kalan anlamlı tarafları da var kitabın. Matt Haig okumadıysan tanışma kitabı olarak "Gece Yarısı Kütüphanesi"ni okuyabilirsin :)

      Sil
  2. Rakı balık vakti gelmiştir açılın.

    YanıtlaSil
  3. Dürüst bir yazı, en çok bunu sevdim. Normalde yazıların başında açmıyorum şarkıları. Aslında öylesi makbuldür ama ne bileyim... Okuduğum yazıyı etkilesin istemiyorum sanırım. Sadece yazıyı falan görmek istiyorum (bazen de dikkatim dağılmasın diye yazıyı okumayı bekliyorum). Oysa sizin yazılarınızda bunun tam tersini yapıyor ve müzikle yazıyı aynı anda bitiriyorum (tamam bu sefer parça uzundu bitmedi :). Neyse, Fransızca ne hoş dil değil mi? Çok severim. Hiçbir şey anlamasan da güzel gelen bir dil (anlasan daha güzeldir tabi de neyse anladınız :). Yaşamak da böyle sanırım. Bir şey anlayan pek yok. Belki de anlamadığını kabul etmek en güzel ve tatlı seçenektir. Zaten anlamak için doğmayız ki, anlar için veya anları yaşayarak ilerleriz. Bu oyunun tek kuralı bu, diğerleri isteğe bağlı duruyor. Önemli olan yaşlanmak değil, gelişmek. Büyümek ve daima, çocukluğun merakını, gençliğin isyanını, yetişkinliğin de sağlamlığını yanında taşımak (sanırım). Sonuncuyu edinmek biraz korkutucu görünüyor. Sizde üçü de varsa, oh mis. :)

    YanıtlaSil
  4. Bu arada şu söz (''Çok şey kucaklayan, hiç birini iyi tutamaz.'') bana ''Her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır'' ve türevi cümleleri anımsattı. Her şey hiçbir şeydir gibi. Kararsızlık. İnsanı belirsizlikte tutan bir şey, öte yandan belki pek çok şeyi tutmak kişiyi belli bir yere kadar genişletebilir (zenginleştirebilir) ancak öte yandan yorucu ve bir yerden sonra, özellikle de bu tutulan şeylerin kesişimleri azsa veya zamanla azalırsa, insanı gereksiz yorar... Bir şeyi seçmeli, istemeli ve tutmalıyız. Diğer şeyler de bonus. :) Neyse bu söz yazının başını okurken ilgimi çekmişti ama iş yorum bırakmaya gelince konu başka yere kaymış ondan geri döndüm bu yorumu yazmaya :) Çünkü bence de üstünde durmaya değer bir söz. Öte yandan bugünlerde ben de kararsızlık üstüne düşünmüştüm. Gerçi belki siz bu sözden tam olarak kararsızlığı anlamıyorsunuzdur. Fazla yük taşımak vs gibi anlamlara da gelebilir ama öte yandan bu da kararsızlık ürünüdür diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil