![]() |
| görsel kaynağı: imdb.com |
90'ların başında Danimarka'nın sisli ve mistik havasında kreatif zihinleri ile dans eden Ivan Sølvason ve Niels Krogh Mortensen adında iki kahraman vardı. Amaçları fazlaca marjinaldi. Bu iki kahraman Danimarka TV'lerinde ilk interaktif oyun başarısını geliştireceklerini ve tüm ülkelerde hızlıca yayılacak olan o dönemin devasa fikrinin bu kadar popüler olacağını düşünmüşler midir? Sanmam.
İskandinav mitolojisinden bolca miktar esinlenen filmler ve dizilerden sonra, bu kez ilk interaktif oyun da sahneye çıkmıştı. Bu iki amca Hugo'yu İskandinav folklorunda popüler olan bir trol olarak tasarladı ve çocukluğumuzun güzel yıllarında bizlere güzel hatıralar bıraktılar.
90'larda TV ekranında telefon tuşlarına basarak bir Trolü kurtarmaya çalışmak o dönemlerde büyük marifetti. Ben defalarca bağlandım oyuna, defalarca mutlu oldum. Elimdeki telefon bir anda joystick'e dönüşüyordu. Telefonda iki üç tuşa basarken kalbim formula 1 pilotu hızında çarpardı. Tolga abinin de yönlendirmesi ile Hugocuğumun kafasına taş düşmesin diye uğraşırken parmaklarım telefona yapışırdı. Çok kez kafasına taşlar da düşerdi tabii. O anlarda içimden of pof yapıp bu Hugo niye bu kadar sakar derdim ehe. Ancak netice ne olursa olsun Cadı'dan sıyrılıp Hugocuğumu çocuklarına ve eşine kavuşturuyordum. Cadı'yı da ayrı severdim.
Hazır bu cümle eklendiyse İmparatoru'da analım değil mi?
''Ama netice ne olursa olsun, siz benim gönlümde hep kazandınız, hep şampiyonsunuz! Ve öyle kalacaksınız!'' 17 Mayıs 2000, Fatih Terim
Bu arada Blogger çok çok eskiden Abonelik şeysi destekliyordu, ancak uzun senelerdir bu zımbırtısı yoktu. Önceki günler araştırdım, mailerlite.com'da gayette şık bir Abone kutusu oluşturup blogunuza kolayca entegre edebiliyorsunuz. Güzel tarafı ise blogda yeni post gönderdiğinizde mail adresine bildirim olarak gidiyor, işinize yarayacaktır mutlaka. Çözemeyen olursa yardımcı olurum. Okuma listesi gerçekten evlere şenlik, hiç bir güncelliği yok. 1 saat önce yayınlanan post, yarın tekrar 2-3 saat sonra yayınlandı gösteriyor. Bu yüzden gerçekten işinize yarayabilir.
Bildiğiniz o D'artagnan değil ehe.
dArtagnan - Trink mein Freund
dArtagnan - Trink mein Freund

Ben de çok sıradaydım ama bir kez oynama şansı bulmuştum. Annem beni telefonda beklediğimi görünce bana terlik fırlatırdı :) Söylediğiniz gibi çok güzel bir oyundu. Çok güzel hatıraları var.
YanıtlaSilTerlik mi? :) Çok acımasızca. Terliği göze almışsınız, brava ehe.
SilÇocukken ilgiyle izlerdim. Telefon var mıydı o zaman bizde hatırlamıyorum. :)
YanıtlaSilVardır tabii ya :)
SilSınıfımdaki erkek arkadaşlar sürekli anlatırdı hugoyu. Azıcık da bizim oynadığımız oyunlardan bahset be Alpi :)
YanıtlaSilBen de çok severdim Hugoyu, nasıl sevinçle beklerdik, izlerdik programı😊
YanıtlaSilBizim telefon tuşları bi tuhaftı, ben hiç bağlanamadım, oynayamadım. Çok istemiştim o zamanlar olmadı🙃
Sen oynamışsın ne güzel Alpirik😊
Çocukluğuma götürdün beni, Ankara'ya ilk geldiğim zamanlara😊
Yine tatlı bir yazı okudum😊
Bence yukarıdaki arkadaş haklı bir isyanlık yapmış. Evet neden bizim oynadığımız oyunlardan bahsetmiyorsun hiç bayım?
YanıtlaSilVe sana tüm gerçeği şimdi anlatıyorum, o cadı bendim aslında senin haberin yoktu.