Çok güzel bir akşamdı, yetenek gösterileri yaptık, şarkılar söyedik, taklitler yaptık, sessiz tiyatro oynadık, Ata'mıza bol bol şerefe kaldırdık, sahnede kendilerini Shakespeare sanan bir çift arkadaşımız Clyde Şelalelerine dönüştüler. Şelale anlatımları çok komikti ehe. Diğeri kendi ayakkabısını, diğeri en sevdiği rockn roll grubunu, diğeri en sevdiği ülkeyi anlatmaya çalıştılar durdular. Her anlatımda tabii biz de yerlerde yuvarlandık durduk.
Sonra Pictionary ve Metamorphosis Alpha oynadık, özellikle MA oyununda beni egale edebilecek birinin çıkmasını bekledim, ancak olmadı. Çizilen ejderha daha çok elektrikli süpürgeye benziyordu. Birisi geyik çizmeye çalıştı ancak çizilen şey bisiklet direksiyonuna benzedi, diğeri denizaltı çizmeye çalıştı o da televizyona benzedi falan. Düşünebilen, hissedebilen, şaka yapabilen bir canavar arkadaşım olabilirdi. Bu durumu HP Lovecraft eserlerinin TV uyarlamalarının başarılı olmadığı durumuna bağlayabiliriz.
Biz erkekler mangal başında uğraşırken hanımlar içeride masayı hazırlıyordu. Köfteyi çevirirken kendimi Gordon Ramsay sandım ancak köfteler daha çok meteor taşı gibi oldu. Köfteleri görenler bayağı goygoy yaptı ehe, haklılarda. Etleri daha güzel pişirdiğimi gördüm. Mangal eldivenin içinde her sıcaklık hissettiğimde lavlara dokunan biri gibi hissettim. Yalnız salatayı kim hazırladıysa müthişti.
Ve hediye zımbırtısı. Hepsine uygun bulduğum hediyeleri armağan ettiğimi düşünüyorum. Belki İdil hariç, üç tane kutuyu sürekli açtı durdu ehe. Bana verilen hediyeler ise SFWA'nın nebula ödüllerinde finale kaldığımı hissettirdi. Öğlen uyandığımda ise erken kalkan tipler evi toparlamaya koyulmuşlardı bile, bu güzeldi. Hemen hemen aynı ilgi alanlarına sahip entelektüellerin bir araya geldiği Dünya günü gibiydi.