Retro dergilerin estetik hali.

Önceki postlarımda retro dergilerden bahsetmiştim. O posttan sonra meselenin yalnızca içerikten ibaret olmadığını, yüzeyin ve dokunma ihtiyaç estetiğinin insanın gözünde nasıl belirdiğini ve davranışlarına nasıl yansıdığını anlamak oldu. Nasıl ki bir asansörde herkesin Yoga pozisyonunda olduğunu düşünemiyorsak PDF'lerde elbette koklanmaz ve bu bir iddia değil. Bu sadece ofis arkadaşlarıma yaptığım PDF'yi koklamalısın goygoyu. Belki siz PDF'yi koklayabilirsiniz ehe.

Vakit buldukça eski kapaklara bakıyorum. Cosmopolitan kapağındaki kadın bir şeyler anlatmıyor, anlatmak zorunda da değil. Bakışı bir cümle de kurmuyor ancak seni o cümlenin içine yerleştirebiliyor. Minimal nesne ve maksimal etki dediğimiz şey fazlaca görülüyor. 

La Vie Parisienne'de gerçeklik sanki askıya alınmış gibi. Oradaki nesnesel kavramlar dünyaya ait olmadığı gibi dünya onlara ait olabiliyor. Perspektif'in insan hayatında bu kadar önemli olduğunu görebilirsiniz. Hafif eğilmiş ve beden dili bilinçli şekilde anlatılmış. Zaten La Vie Parisienne bunu çok iyi beceriyor.

Ve tabii ki Moulin Rouge afişi. Borges'in labirentinde kalemini kaybeden bir kütüphaneciyi zihnimde çok basit tasarlayabilirim ancak Moulin Rouge kısmı biraz farklı. Tek bir odak yok, gözün nereye bakacağını seçemiyorsun. Estetiğin burada sadeleşmediğini ve tamamen çoğaldığını bariz şekilde görebilirsiniz. Bu arada harika bir filmdi. Moulin Rouge, blogda daha önce bahsettiğim Burlesque kültürünün o dönemler ev sahipliğini yapan müthiş bir yerdi. Moulin Rouge'u popüler yapan, sahnesinde egzotik hanımefendilerin mizahsal ve biraz da erotik dans şovlarıydı.

Bugün sanırım tüm görsellere bakma hız süremiz belki de milisaniye. Sanırsın Lunaparkta hız treninin ortasında çay servisi yapılması. Ancak 1930-40'lı tarihlerde öyle değildi, ki bu retro dergi kapaklarının farklı bir havası var. O tarihlerde bu görsellerde bir gölge yapmanın bile ne kadar sürdüğünü düşünüyorum. Gerçekten büyük bir uğraş.

Görseller eski tarihlere ait vintage tarzındaki görselleri sunan madmenart.com sitesinden.

17 yorum:

  1. Retro kapakları konuşurken Borges'i araya sıkıştırman tam senlik bir vaziyet :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benimde böyle çeşitli davranışlarım var balçığım. Belirtmek isterim.

      Sil
    2. Haha, kendimi tutamadım. Bir yerden sonra Borges de kapağın içine yürüyüp geliyor.

      Meldacık sen benim gözümde efsanesin ;)

      Sil
  2. Johnny ne olacak bilmem de masadaki defteri gereksiz yere kokladım :)) etkisi çok oldu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Goygoy amacına ulaştı. Defterler artık eskisi kadar güvende değil ahah.

      Sil
  3. Dergileri çok seviyorum, eskiden çok alırdım. Dergilere bakmaktan okumaktan çok fazla keyif alırdım. Retro dergiler bambaşka. Senin yazını okuyunca eskilere doğru gittim😊
    Borges labirentinde gibi hissettim, sanırım ben labirentte kaybolmayı seviyorum 😊
    Vee sabahın bu saatinde şarkı enerjimi daha da arttırdı Alpirik (gerçi hep enerjik hissediyorum 😊)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte en sevdiğim tarafı da bu Cherry, bir postun seni seneler öncesine götürebilmesi harika bir şey. Şarkının seni enerjik hissettirmesine sevindim ;) günlerin her daim böyle olsun.

      Sil
  4. Dijital çağ bizi koklama ve dokunma duyularımızdan uzaklaştırıyor,
    iyice körelecekler:( eski dergi kapakları daha sanatsalmış:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle katılıyorum. Dokunma hissi yavaş yavaş ekranın camına sıkışıyor artık tosbağa.

      Sil
  5. O tarihlerde yaşamak vardı:) Asansörde yoga pozisyonu nasıl olabilir ya varmı öyle bir şey :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asansörde yoga şimdilik hayal gücünde kalsın Cerenimo ;)

      Sil
  6. ay bu ne güzel kapak tasarımları :) içim açıldı sanki. eskiden bence her şey daha güzelmiş, sade ve güzel. pdfi koklayacağım yarın iş yerinde merak ettim:))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İçini açmasına çok sevindim velvet. PDF deneyinin sonucunu da mutlaka bekliyorum. Belki yeni bir bilim dalı başlatırız ahah.

      Sil
  7. Moulin Rouge'a kadar tamamdım, Pdf kısmı bütün ciddiyetimi kaçırdı ve sana öfkeli olabilmek için güzel bir nedenim oluştu Alpie. İdilin 30 ya da 40lı yıllarda yaşadığını düşünürsek ben sanırım 10 20li yıllardayım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tüm planım buydu başarılı oldum Meldacık, biraz ciddiyet, biraz PDF, dengeyi böyle kuruyorum. Her ikinizde vintage tarzı hatunlarsınız zaten, o ruhunuzu kaybetmeyin.

      Sil
  8. Bir de böyle retro tarzı teneke kutular vardı. Yıllar önce elime geçmişt ama yitirdim. Sosyal medya inanılmaz bir canavar artık. İnstagramda mesela o kadar çok görsel paylaşılıyor ki çok kişi bunlara bakmadan geçiyor ve belki ne kadar güzellerini kaçırıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel örnek verdiniz. O retro kutuların da ayrı bir ruhu vardı, teneke kutuları harikaydı gerçekten.

      Sil