Avrupa'nın eski tiyatrolarında dolaşan ve gösterişli kostümlerin ardına gizlenmiş o farklı dili fark edenlerden misiniz? Öyleyse lütfen buyurunuz. Hatta edenlerden değilseniz bile buyurunuz. 19. Yüzyılın ortalarında Avrupa'da mizah, dans ve tiyatral estetikliğini bir araya getiren bir sahne sanatı çoktan doğmuştu bile. Burlesque! O tarihlerde yaşamadığımız için bilmiyoruz ancak ben estetik algıma bolca güzel ikramlarda bulundum. Burlesque'in ışıltılı kökenlerinin oluşturduğu o boşluklarda zihinleri ile dans eden bir çok kişi vardı. Toplumsal normlara ince bir alayla yaklaşan bu gösteriler, zamanla Kabare kültürünün ayrılmaz bir parçası haline geldi. Ülkemizde bu tip sahne performanslarının olduğu bir yer hayal edin ve insanların atom parçacıklarının içinde dans etmeleri ile konuşan bir kitle olduğunu varsayın.
![]() |
| Burlesque gösterisi. |
Avrupa'da o tarihlerde başlayan bu farklı sanat kültürü, egzotik hanımefendilerin giymiş olduğu büyüleyici tüy boalar ve kostümleri performansların cazibesini artırıp sahnede kült bir estetiklik anlayışı sunmaya başlamıştı. Bu gösteriler göz alıcı bir eğlencelikten çıkıp mizah ve ironiyle toplumsal normlara ince bir dokunuş yapan bir ifade biçimi haline geldi. Eh bu sevgili hanımefendilerde tiyatral atraksiyon yeteneklerini ön plana çıkartıp o döneme ait popüler kültüre merhaba demiş oldu. Takdir edersiniz ki o dönemin katı kurallarını doğrudan bu dans ile yıkmak fazlaca marjinal bir şeydi. Liminal frekans'da bahsettiğim konu da buydu. Estetikler kaybolmadığı gibi biçim değiştirebiliyor.
Modern Burlesque, haliyle günümüzde tek başına nostaljik bir sahne sanatı değildi, ek olarak beden özgürlüğü, çeşitlilik ve mizahın kutlandığı bir performans biçimi olarak yeniden kategorize edildi. 1950'lilerde TV'lerin popüler hale gelmesi ile biraz geride kaldı bu kültür, buna rağmen salonların loş ışıkları altında gramofonun cızırtılı melodileriyle birleşip günümüz mizahını egzotiklik ve ironi ile birleştirmeye devam etti. Kahkahalarını korselerin içine saklayıp sahneye ince bir alay bırakan ve bu kültürün öncüsü olan hanımefendilere bir de biz kocaman merhaba diyelim.

Yok canım bizim neyimize görmek. Sen bence 19. yüzyılda yaşamış görmüş birisin. Kabare kültürünün temsilcisi mistır Alp bey :) Bak bir kere güldüm sen anla.
YanıtlaSil