Sürrealizm gibi parçalanan zihin ve bilinçaltının estetikliğini tadalım mı?

Copyright, Olha Stepanian
olhastepanian.com

Son günlerde sürrealist fikirler kuşağı ekseninde dönüp duruyorum. Öyleyse, zihinlerin bedene sığmadığı anlarda sürrealizmle burada merhabalaşabilirim. Liminal frekans tadında merdivenleri kurdum içlerine, düşünceleri tırmandırdım yukarıya doğru. O anlarda insanın kendini taşıdığını düşünürseniz yanılırsınız çünkü sizi taşıyan bilinçaltıdır gençler. Küçük hareketler büyüyen olgularla parçalanmıyor muydu? Fevkalade şekilde! Ve her parça kendini merkez sanmıyor muydu? Olası. İç sesler çoğaldıkça da o sessizlik rock'n roll şarkılarındaki gibi gürültülü hale gelebilir haliyle. Etki tepki meselesi. Ya da Maruv'un klibinin içindeki popo sallama sanatı gibi davetkar olabilir. Ben bu kısmı daha önce bir rüyamda yaşamıştım, gerçek boyut muydu bilemem.

O gün yerçekimi sadece ona uygulanıyordu gibi ve geri kalan her şey bir fikirdi. Dizlerinin altına bırakılmış sandalyeler, henüz oturulmamış anıların iskeletleriydi. Küçük adamlar merdivenleri sırtlayıp geldiğinde, kimse yukarı çıkmak istemedi mesela, çünkü yukarı dediğimiz şey onun omzu olmadı, sadece hatırlamadığı bir anısında duruyordu. Bir adam memelere ulaştığında, oranın aslında bir kapı olduğunu fark etti, dank etti kafası ve kapıyı açınca içeriden kendisi çıktı, merdivenden aşağıya indi.

Dürüst olacağım. Kendi içinde bölünen bir zihin düşündüğümde ve dışarıdan baktığımda onu modern bir sanat eseri gibi görebiliyorum ve her düşüncenin bir ip gibi insanı çekiştirdiği de gözüme kusursuz görünebiliyor. Bir düşünce geride kalmışlıklara, diğerinde olasılıklara, diğerinde hiç yaşanmamış anlara ve diğerlerinde gel git gibi ilerleyebilir. Bu noktada kontrol ettiğin erojen sekanslarına da erişebilirsin. Yani kendini söktüğünü düşündüğün her an belki de fark etmeden kendini inşa ediyorsundur, farkında değilsindir. Böyle şarkı mı vardı lan? 

İnsan libidal üretime başladığında da kendini görebilir, bunu seviştiğim İtalyan hanımefendilere sorabiliriz. Bilinçaltı tek bir gerçeklik olmuyorsa ve üst üste binmiş ihtimallerden oluşan bir sürreal yapıysa e bu durum estetik kuram meselesine de dönüşebiliyorsa tamamen sürreal yapı değildir de nedir zaten?

Algıları bozan bir merkez olarak çoğu kez hislerim ortaya çıktı, bu konuda tecrübeliyim. Gözlerimle gördüğüm tüm figürler de öyle, algıyı bolca miktar bozarlar ve fazlaca gerçekliğin sınırlarını kaydıran bir etki yaratırlar. Fakat onları tanımlayan şeyin doğrudan fiziksel bir çekicilikten daha çok bakışın üzerinde bıraktığı erotik kuram olduğuna inanıyorum, belki biraz abartmış olabilirim, fiziksel çekicilikte fevkalade önemlidir tabii. Algıların parçalanmış hallerini düşünsenize? Bu estetikte olan tüm algılar seni sabit tutmadığı gibi düşünceni sürekli hareket halinde tutan, görüntülerin netleşmediği katmanların içine davet edebilir. Özellikle kendinizi mutsuz hissettiğinizde bu gayette işe yarayabilir, bir miktar alınız, deneyiniz. İşe yarayabilir. Maruv'u dinleyiniz de, anlayacaksınızdır.

Görseller Olha Stepanian'ın harika artwork çalışmalarından.

Bu arada memeler candır evet.

1 yorum:

  1. Zihnin o dağınık ve rüya gibi hallerinde kaybolmak tam olarak böyle bir şey...
    Kafanın içinde binbir parça halinde dolanırken aslında kendini yeniden inşa ediyorsun. O zihinsel gürültünün içinde dolaşmak, gerçekliği biraz bükmek acayip keyifli hissettiriyor. Anlatımın her zamanki gibi çok hoş Alpirik, seviyorum yazılarını😊

    YanıtlaSil